İKİMİZ DE TÜRKÇE KONUŞUYORUZ,
AMA NEDEN ANLAŞAMIYORUZ?

İnsan insana, yüz yüze, göz göze iletişimin her geçen gün azaldığı toplumumuzda, en çok yüz yüze iletişim kurduğunuz kişiler çocuklarınız olsa gerek. Henüz sizinle aynı evde yaşayan çocuklarınıza telefon yerine gülümsemeyle, emoji yerine gerçek öpücüklerle sevginizi, ilgilinizi vermek durumundasınız. Ama gün geçtikçe unuttuğumuz, azalttığımız insan insana ilişki, anne-çocuk veya baba-çocuk ilişkisinde durum biraz daha zorlaşıyor. Çünkü çocuğun beklentileri, algılama, anlamlandırma süreçleri bir yetişkine göre oldukça farklıdır. Ancak çocuğun mizacını ve dilini anladıktan sonra, onlar gibi düşünmeye başlamak çok da zor değil.

Öncelikle unutmamak gereken çok önemli bir şey var ki, siz en azından bir buçuk metre iken çocuğunuz sadece cm’lerden ibaret. Dolayısıyla çocuğunuzla konuşmaya, iletişime geçmeye başladığınız anda ilk temel hareketiniz diz çökmek , eğilmek, çömelmek olmalı. Çocuk ile göz göze temas için onunla aynı mesafede olmalısınız ki, çocuk karşısındaki birey ile farkını daha az yaşasın, küçücük kaldığı dünyada kendini biraz daha eşit, biraz daha güçlü ve anlaşılmış hissetsin.

Çocuğunuzun kelime dağarcığı, anlayış kapasitesi sizin kadar gelişmiş değil, dolayısıyla çocuklar ile konuşurken sade, basit bir dil kullanmalı ve yumuşak bir tonlamayla konuşmayı hedeflemelisiniz. Bazen çocukların kullandığı cümleler anlamsız gelebilir veya fikirleri gerçek üstü olabilir. Hayır böyle olmaz, yanlış dedin yerine, ‘Acaba böyle olabilir mi?’ gibi yumuşak cümlelerle, yaratıcı süreçlerini kesmeden iletişim kurmaya çalışın. Çocuğunuza sık sık sorular sorun, herhangi bir konu ile ilgili fikir danışın, fikirlerini beyan etmesi için fırsatlar yaratın.

Dünyadaki en spontan ve yaratıcı varlıklar olan, önyargısız ve sosyal kaygılardan, utanç duygusundan uzak olan çocuklarınıza şarkılar, tekerlemeler, canlandırmalar ile yaratıcılıklarını geliştirmek için fırsatlar tanıyın. Düz, uzun cümleler ve sohbetlerdense, vücudun dahil olduğu, hareketli, ritimli cümleler, oyunlar çocuğun ilgisini daha çok çekecektir. Hikayeler anlatırken, sonunu söylemeden durup ona, ‘Sence sonra ne olacak?’ diye sorun. Şarkıları birlikte ve eğlenerek terkarlayın.

Çocuğunuzun dikkat süresine dikkat edin. Her çocuğun her yaştaki dikkat süresi bir değildir. Ne sıklıkta dikkati dağılıyor, canı sıkılıyor, bir başka oyuna veya konuya geçiyor, takip edin. Bu sizinle ilgilenmediğinden değil, dikkat aralığının süresinden ötürüdür; öfkelenmeyin, üzülmeyin ve sadece bu biyolojik gerçeği kabul edin. Programınızı çocuğunuzun dikkat aralığına göre hazırlayın.

0-6 yaş çocukları gerçeklik ve hayal kavramlarını ayırt etmede güçlük çeker, nedensellik kavramını anlayamayabilir. Dolayısıyla çocuğunuzla herhangi bir konuda konuşurken bu gerçeği unutmayın. Sizi anlamak istemediği için değil, soyut-somut kavramları henüz oturmadığından ve neden sonuç ilişkisini yeni yeni kurduğundan olduğunu hatırlayın.

Her şeyden önemlisi, çocuğunuzun bir birey olduğunu ve kaç yaşında olursa olsun: istekleri, beklentileri, duyguları ve fikirleri olduğunu hatırlayın. Onların haklarına ve düşüncelerine saygı duyun, anlamaya çalışın. Gerçekten dinlenen bir çocuk anlaşılmak istediğini hisseder ve size gerçekten konuşur. Siz ne kadar ilgiliyseniz, o da bir o kadar titiz ve dikkatli olacaktır. Olumlu bir iletişime, olumsuz tepki verecek bir çocuk yoktur.

Çocuğunuzla göz göze, ten tene , yüz yüze ilişkinin tadını çıkarttığınız bir dönem olması dileğiyle….

Psk. Sindy Şulam
İnstagram:psksindysulam

 

 

0216 533 69 69
Atay Cd. No:88 , Soyak YENİŞEHİR / İstanbul